Ben Kim miyim?

Fotoğrafım
Antalya, Turkey
Doğa'nın Maması, Eray'ın Sevgilisi, Can Eşi... Duygusal,asil, zeki, güzel, ağlak, zırlak yani tipik bir BALIK kadını :)

19 Ekim 2010 Salı

1 YAŞ...GÖZYAŞLARI VE DOĞA'M !!!

Anne anne diye seslenerek uyandı bu sabah.Başını kaldırmadan yatakta sadece gözleri açık kendince bana birşeyler anlattı.Sonrasında sevimli kablumba gibi başını kaldırdı sağa sola çevirdi sonra tekrar anne dedi yanına gittim beni görünce hemen gülümsedi.Yatma pozisyonundan kalkıp oturma pozisyonuna geçti bu sırada hala konuşuyor hala bana birşeyler anlatıyor o kadar sevimli ki aşı günümüz olduğundan geç gideceğim işe oleyyyy!!! Bundan faydalanıyoruz ikimizde tekrardan yatma pozisyonu alıyoruz,  yatakta öle sarmaş dolaş yatıyoruz. Ben onu güzelce kokluyorum, öpüyorum bugün ki programdan bahsediyorum ona. Aşıyı anlatıyorum biraz canının yanacağını ama aşının sağlığı için olduğundan bahsediyorum. Tabi dinleyen veya anlayan var mı ? tabiki hayır. Doğa’ma üzerinde  “Yavru Aslan” yazan eşofmanını giydirdim.(Babamız için Doğa’mın en güzel, en kaliteli giyeceği o.) Çıkmadan önce nefis mis kokulu Hatay kahvesinden içtik Dilarayla beraber 2 kez üst üste. Ben aslında gergin değilim sadece heyecanlıyım.

Çünkü; Cuma günü 1 yaş kontrolüne gittik orada doktor 1 yaş c/up yapılması gerekiyor isterseniz şimdi isterseniz daha sonra kanı alınsın bebeğin dedi. “Bende gelmişken tüm işlemleri halledelim istiyordum çünkü Doğa’nın sürekli hastaneye getirmekten hoşlanmıyorum. Malum inanılmaz bir salgın var ve maalesef ki insanlar çok düşüncesiz, anlayışsız. Bir bayan asansörde inmek istediği katın tuşuna tek parmağıyla değilde 5 parmağıyla birden basıyor hayır nasıl yapıyor hala anlamış değilim neyse sonra da hapşırıyor, şiddetli bir grip geçirdiğini yanındakine anlatıyor ve sonrada Doğa’yı ellemeye, sevmeye kalkıyor. Bu nasıl bir zihniyet anlamıyorum. Ben böyle durumlarda utanmadan, sıkılmadan lütfen dokunmayın diyorum insanlara ayıp olacak diye ben kızımı hasta edemem. Bebek sahibi olmama rağmen, ellimi günde 100 kez sabunla ovalayarak yıkamama rağmen kimsenin bebeğinin yüzünü ve elini elemem.” Doğa’mın kanı alınacağından bizde yan odaya geçtik hemşireler bizi bekliyor orada. Herşeyi hazırlamışlar, Doğa’mı yatırdık hemşire elinin üst kısmında ki damarları kontrol etti hangi el olacağına karar verdi. Diğer bir hemşirede doğanın kolunu tuttu. Bende hemen karşısına geçtim yüzüne doğru eğildim dikkatini çekmeye çalışıyorum. O sırada hemşire batırdı iğneyi tabi Doğa yıktı ortalığı nasıl ağlıyor nasıl ağlıyor önce anlam veremedim o kadar ağlamasın sonra kafamı bir çevirdim ki hemşire elini sıkıyor kan çıksın diye ve kan yavaş yavaş damla damla akıyor. Daha dolması gereken 2 tüp var ama kan çok yavaş akıyor. Kalbim zaten kulaklarımda atıyordu benim. Sakinim ama heyecanlıyım Doğa orada canı acıyor ben ise onun sağlığı için onu oyalıyorum ne garip! Suratım kıpkırmzı oldu Doğa ağladıkça gözyaşlarını gördükçe benim kalbim ağladı. Eray orada ellerini yumruk yapmış, suratı kıpkırmızı olmuş ve çok sinirli bir şekilde hemşirelere bakıyor. Sanırım çoçuk konularında anneler daha güçlü. Doğayı sakinleştirmeye çalışıyorum ama yok yavrum benim öyle bir ağlıyor ki gözyaşları boncuk boncuk akıyor aynı ben gibi ağlayınca gözlerinin etrafı kızarıyor. Ağlamadan dolayı sesi kısıldı, iç çekmeye başladı. Neyse ki o sırada bitti. Hemen aldım kucağıma sarıldı bana öptüm kokladım beni sımsıkı tuttu. Emzirme odasına gittik hemen emzirmeye başladım, canımın içi nasıl canı acımış ki emzirirken hem uyudu hemde belli aralıklarla iç çekip ağlamaya devam etti. Susturmaya çalışmadım içini boşaltsın diye sadece sakinleştirdim. Sonrasında onu oylamak için biraz gezdirdik, temiz hava aldık beraber. Eve döndüğümüzde babaannesine elini gösteriyor, babaannesi aldı öptü elini geçti annecim dedi.Doğa’mda hemen bantı çıkarttı.Unuttu gitti.Ne güzel keşke biz büyüklerde bize acı veren olayları hemen unutsak, sonrasında  hiç hatırlamasak.

Evden çıkma vaktimiz geldi saat 09.00’da sağlık ocağında olmamız gerekir. Arabaya bindik güle oynaya gittik. Sağlık ocağının en üst katı bebekler için. Oraya çıktık, zaten rutin bir aşı günü olduğundan aşılar hazırlanmış hemşireler aşı olacak bebekleri bekliyorlardı. Doğa’mı kucağıma oturttum, eşofmanını arka taraftan çıtçıtlarını açtım. Aşılar omuza vurulduğundan omuzunu açtım, hemşirede hemen batırdı tabi Doğa yine feryat figan ben ise ona tamam anneciğim tamam geçti diyene kadar bitti. Ama sanki bana aşıların vurulması uzun sürüyor gibi geliyor. Sonra diğer omuzuna vuracakken Doğa eliyle itti hemşireyi işaret parmağını öne arkaya sallayıp kendince ve bağırarak bir şeyler söyledi hemşireye. Hepimiz gülmeye başladık, hemşirede tamam biliyorum beni babana söyleyeceksin ama bu senin sağlığın için gerekli dedi. Bu sırada diğer aşıyıda yaptı. Doğa’m yine iç çeke çeke ağlama devam ederken arabaya bindik. Hemen emzirmeye başladım gerçektende emzirmek çok sakinleştiriyor. Emerken uyuyakaldı. Havalimanına vardığımızda babaannesinin kucağına yatırdım uyanmadı bile ki normalde hemen ııııııı mama mama mama ( anne anlamında) deyip sızlanmaya başlardı. Demek ki derin uyumuş canımın içi. Neyse ki ocağa kadar aşımız yok, iğnemizde inşallah olmaz. Basit bir doktor kontrolü, kan alma işlemi ve aşı bize anne ve babası olarak bir şey daha kattı, bir şey daha öğrenmiş olduk. “ asıl derinden can yanması, canının canı yandığında olurmuş.”işlemlerin büyüğü, küçüğü yok hepsi aynı…!!!

Hiç yorum yok: